|
Ceren SÖZERİ
Kasım ayının ilk Hürriyet
Seyahat'ini dikkatli okuyanlar, karavanla dünya turuna çıkacak bir
gezginin yol arkadaşı aradığı haberini hatırlayacaklardır. Söz
konusu gezgin Gencay Pehlivan, henüz kendisine uygun bir yol
arkadaşı bulamadı ama yine de şubat sonunda yola çıkmaya
kararlı.
Belirlediği rotaya göre Pehlivan
Hatay'dan Suriye'ye geçecek ve kıyı şeridini takip ederek güvenlik
gerekçesiyle Nijer, Çad, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Orta Afrika
Cumhuriyeti hariç tüm Afrika'yı gezecek. Sonra iki-üç haftalığına
Türkiye'ye dönecek. Çünkü ‘‘Dünya turu yapmak var olan yaşantınızdan
tümüyle kopmanızı gerektirmez’’ diye düşünüyor. Gezginin ya da kendi
tanımlamasıyla ‘‘Gezcin’’in dünya turunun ikinci aşamasında Avrupa
var. İspanya'dan başlayacağı karavan yolculuğu, Avrupa'dan St.
Petersburg'a uzanacak ve Gürcistan üzerinden yeniden Türkiye'ye
ulaşacak. Sonraki aşamalar ise İran'dan başlayacak Asya yolculuğu
ile Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Amerika turları. Son durağı
ise Kuzey Amerika olacak. Gencay Pehlivan bugüne dek yaptığı
birikimlerle dünya turuna hazır. Ancak sponsorluklara da kapalı
değil.
Gencay Pehlivan, 17 yaşında hayatını planlarken ‘‘35
yaşıma geldiğimde emekli olup dünyayı dolaşacağım’’ demiş. Bugün 35
yaşında, işini kardeşine bıraktı, tüm hazırlıkları tamam ve bu ayın
sonunda yola çıkıyor. Dünya turu için çok önceden hazırlık yapmaya
başlamış olsa da gezmek aslında onun yaşam biçimi. ‘‘Gitmek’’ bütün
fiiller içindeki en güzel fiil ve yemek içmek kadar gerekli onun
için.
İlk kez lise yıllarında bir Alman arkadaşıyla birlikte
Çeşme'den Mersin Erdemli'ye bisikletle gitmiş. Dönüşte parası
kalmadığı için bisikletini satıp otobüse binmiş. Türkiye'nin hemen
her yanını gezmiş, on yabancı ülkeye gitmiş.
Gencay Pehlivan
aslında dünya turunu tek başına yapmak istemiyor. Bu işe çok
istekli, sağlıklı, turun gerektirdiği maddi güce sahip, ehliyeti
olan ve sigara içmeyen bir yol arkadaşı arıyor. Bu çağrısını
duyurduğu mail Hürriyet Seyahat'te yayımlandıktan sonra yüzlerce
mail aldığını ama cevapların hiçbirinin istediği gibi olmadığını
söylüyor. ‘‘Bazıları kurayla yanımda birini götürüyorum gibi
algıladı, bazılarının sağlık problemleri vardı. Sonuçta kimseyi
bulamadım ama benim yolculuğum buna bağlı değil ben ne olursa olsun
bu yolculuğa çıkacağım’’ diyor. Ayrıca, haberimiz sayesinde arkadaş
bulamasa da yolculuğuyla ilgili yeni bilgiler edindiğini eklemeden
geçemiyor.
AFRİKA'YA KARAVANLA GİTMEKTEN
VAZGEÇTİM
Daha önce dünya turu yapan ve yaşadıklarını
bizimle paylaşan Gülin Aköz kendisine ulaşıp Afrika'nın çoğu yerinde
yol olmadığını, karavanla seyahatin çok zor olduğunu anlatmış.
Aköz'ün izlettiği kasetleri ve anlattıklarını dikkate alan Pehlivan,
turun ilk aşaması olan Afrika'ya karavansız gitmeye karar vermiş.
Kendi hesabına göre tüm tur için 30-35 bin euro harcaması
gerekiyor, ‘‘Bu rakam dünya turu için birkaç yüz bin dolar
gerektiğini düşünenleri çok şaşırtıyor’’ diyor. Normal şartlarda
turu 2,5 yılda tamamlayacağını düşünüyor.
Afrika yolculuğuna
son derece az eşya götürmeyi planlıyor. Yanına laptop, fotoğraf
makinesi, bir ayakkabı, bir sandalet, şort, tişört ve yazlık uyku
tulumu alacak. Ciple giderse aracın üzerine çadır kuracak ama yine
de tedbiri elden bırakmayıp Afrika'daki tüm rezervasyonlarını
yaptırmış. Karavanını konserveyle doldurmayacağını yerel yemekleri
deneyeceğini söyleyen Pehlivan, gittiği yerlerde kentin gerçek
sahipleriyle bir arada olmayı, ana sokaklardan ayrılıp ara sokakları
keşfetmeyi seviyor.
ONUN GEZME ANLAYIŞI BU
Gencay
Pehlivan, anlattığı şu anısıyla gezme anlayışını ortaya
koyuyor:
‘‘İstanbul'dan gezmek üzere otobüsle Trabzon'a
gidiyordum. Sinop'a geldiğimizde burayı çok beğenerek otobüsten
indim. Sinop'ta iki gün kaldım. Ardından tekrar Trabzon'a bilet
aldım ama Ordu'da yine otobüsten indim. Dört gün Ordu'da kaldıktan
sonra yeniden Trabzon'a bilet aldım ama Görele'de mola verdiğimizde
gördüğüm güzelliklere dayanamadım ve yeniden otobüsten indim. Bir
gece sahile yakın adacıklardan birinde kaldım. Ardından Trabzon'a
ulaşabildim. Trabzon'un merkezi bence özelliğini yitirmişti. Ben
zaten doğayı, bozulmamış yerleri arıyordum. Maçka'dan Sümela'ya
kadar 25 kilometrelik yolu yürüdüm. Yol kenarında dere akıyordu çok
güzel bir yolculuktu.’’
|